Spread the love

Elvan’larda, Mohammad’lerde Nichelle’lerde Yaşamalı!

Bizlere anlatılan masallar yerini ne zaman hikayelere bıraktı diye soruyorum kendime, bazen… Ne oldu da birden bire inanmaz olduk masallara? Ger…

Bizlere anlatılan masallar yerini ne zaman hikayelere bıraktı diye soruyorum kendime, bazen…

Ne oldu da birden bire inanmaz olduk masallara? Gerçeklik ne vakit ehemmiyet kazandı bizler için?

Niçin geleceğimiz için kaygılanmaya başladık aniden?

Kavuşmayacak mıydı bolluk ve berekete, günü geldiğinde, yoksullar?

Son bulmayacak mıydı, dört bir yanımızdan eksik olmayan savaşlar???

Dünyaya huzur, barış ve refah hiç gelmeyecek miydi?

Masalların büyüsüyle sanıyorduk ki…

Çağlar boyu insanları ayıran sınıflandırmalar da kalkmıştı! Hür ve Özgürdük, artık!

Yeterince çabalarsak eğer, biz de her istediğimiz yapabilir, kendi geleceğimizi kendimiz şekillendirebilirdik!

Öyle miydi gerçekten?

1979 tarihli Carneige Araştırması ortaya koyuyor ki kazın ayağı pek de öyle değilmiş, meğer!

Günümüzde de geçerliliğini koruyan rapor kısaca şunu söylemekte:

Sanılanın aksine çocukların gelecekteki gelir ve servet durumlarını belirleyen; onların yetenekleri, çabaları yahut işlerine olan adanmışlık düzeyleri değil, büyük ölçüde ailelerinin toplumdaki yeri, statüsü ve doğmuş oldukları coğrafi bölgedir.

Yani dünya üzerindeki adaletsiz gelir dağılımı yüzünden, ilkesel olarak her ne kadar tersi savunulabilse de, geleceğimiz bir bakıma çoktan belirlenmiş bile ?

Yukarıdaki araştırmayı destekler başka bir rapor da UNICEF tarafından hazırlanmış:

Yoksulluk içinde yaşayan çocuklar, yaşama, büyüme ve gelişmeleri açısından gerekli maddi, manevi ve duygusal kaynaklardan yoksun biçimde yaşamakta, böylece haklarından yararlanamamakta, potansiyellerini tam olarak geliştirememekte ve topluma tam ve eşit üyeler olarak katılamamaktadırlar

meali;

“Çocukluk döneminde yaşanan yoksulluk çoğu zaman yetişkinlik döneminde yaşanan yoksulluğun habercisi olmaktadır”

Tüm bunlar da aslında demek oluyor ki;

Eğer varlıklı bir ailede ve uygun coğrafi koşullarda doğmadı iseniz vay halinize!

***

Realite şudur ki!

Dünya üzerinde 2.8 milyar kişi, asgari şartlarda geçinmesi için gereken günlük 2 dolarlık kazancı bile elde edemezken, dünya nüfusunun en zengin yüzde 1’lik kesimi, alttaki yüzde 50’lik kesimden tam 2000 kat daha zengin!

Helsinki merkezli Dünya Kalkınma İktisadı Enstitüsü’ne göre; dünya nüfusunun yüzde 20’si, üretilen mal ve hizmetlerin yüzde 90’ını tüketirken, en fakir yüzde 20 ancak yüzde 1’ini tüketebiliyor.

Hal böyle olunca,

dünyada halen 600 milyon çocuğun yoksulluk sınırının altında yaşamak zorunda bırakılmasına da pek de şaşmamak gerek!

Gelir eşitsizliği daha küçük yaşlarda çocukların yarınlarını çalmakta… Bu kesin!

Ancak, açlık ve sefalet kadar çocukların yarınlarını çalan başka bir gerçek daha var!

Savaş!

Geçtiğimiz günlerde, Suriye’de 3 yıldır sürmekte olan iç savaşın çocuklar üzerindeki dramatik etkisine dikkat çekmek

amacı ile “Yıkıcı Bir Bedel” ve “Ateş Altındaki Çocukluk” adlı iki adet rapor daha yayınlandı.

Fotoğraf: Save the Children / Syria

Raporları kamuoyunun bilgisine sunan dünyada çocuklara yönelik faaliyetleriyle bilinen bir sivil toplum kuruluşu olan Save the Children.

Kuruluşun açıkladığı veriler korkunç…

10 bin çocuğun iç savaş nedeni ile hayatını kaybettiği, 1.2 milyon çocuğun ise komşu ülkelere kaçmak zorunda kaldığı belirtilen raporlarda, ayrıca 4.3 milyon çocuğun acil insani yardım beklediği vurgulanıyor.

Çünkü, sağlık sistemi tamamen çöken ülkede, çocuklar yalnızca şiddet değil, ağır salgın hastalıklar nedeniyle de tehdit altında!

Suriye’de çocukların eline silah verildiği, hamal, muhafız, muhbir olarak kullanıldıkları, 8 yaşındakilerin bile insan kalkanı yapıldığı, tecavüz vakalarının yaşandığı da söyleniyor!

Savaşın çocuklar üzerindeki etkisine dair kesinlikle izlenmesi gereken şok edici bir kısa film de çekmiş Save the Children..

Bugüne kadar 30 milyon kez izlenmiş.

Amaç net.

Suriye’de yaşayan çocukların yaşadığı dramı dünyaya ulaştırmak!

Söz konusu video eğer savaş Londra’da olsa idi ne olurdu sorusunu irdeliyor!

Slogan ise gayet çarpıcı

Burada olmaması, aslında hiç olmadığı anlamına gelmez


*** *** ***

Peki ülkemiz’de durum ne?

Yine raporlar ve veriler üzerinden gidelim…

27 Ocak 1995’ten bu yana Çocuk Hakları Sözleşmesine resmen taraf olan Türkiye’nin ilgili sözleşme uyarınca vaat ettiği hedeflere ne yazık ki halen ulaşamadığı görülüyor.

Uluslararası kamuoyu gözünde çocuk sorunlarını sürekli olarak erteleyen bir ülke görünümünde olmaktan kurtulamayan Türkiye, sözleşmeye göre en tabii çocuk haklarını dahi koruyamaz durumda!

Öyle ki, başlıca haklardan olan

çocukların yaşama hakkı, eksiksiz biçimde gelişme hakkı, zararlı etkilerden, istismardan ve sömürüden korunma hakkı, aile, kültür ve sosyal yaşama eksiksiz katılma

gibi hakları teslim etme hususunda ciddi sıkıntılar var.

Çocuk İşçi Gerçeği

Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre Türkiye’de 6-17 yaş arasındaki 15 milyon 247 bin çocuktan, 893 bini ekonomik bir faaliyet içerisinde yer alıyor. Bu da 5.9’luk bir işgücünün çocukların sırtından elde edilmekte olduğunu bizlere gösteriyor.

Okula gitmeleri gerekirken çocuklarımızın ağır iş kollarında dahi kullanılmasının yegane sebebi de…

Sokak çocuklarının ciddi bir yığın oluşturmasındaki sebeplerden biri de… Tam da bu!

Türkiye’deki çocuk yoksulluğu!

*** *** ***

Çocuk gelin gerçeği, çocuğa şiddet, çocuk istismarı, yeni doğan ölümleri ve daha niceleri…

Kısacası çözülmeyi bekleyen pek çok konu halen sırada…

Tüm bunlar yetmezmiş gibi önlenebilir çocuk ölümleri karşısında da sınıfta kaldı Türkiye.

Gezi olayları sırasında polisin attığı gaz fişeği nedeniyle komaya giren Berkin Elvan hayatını kaybetti geçtiğimiz günlerde!

Bu olay üzerine sessiz kalmayarak açıklama yapan UNICEF:

Türkiye’de yaşanan önlenebilir çocuk ölümlerini büyük bir üzüntüyle gözlemlediği ifade etti. Her çocuğun vazgeçilmez olan yaşam hakkının korunması ve teşvik edilmesi devletlerin sorumluluğu altında olduğu”

gerçeğini bir kez daha hatırlattı.

*** *** ***

Bizlere anlatılan masallar yerini ne zaman hikayelere bıraktı, ne oldu da gerçeklik ehemmiyet kazandı diye soruyordum ya kendime…

İşte ben size masallardan uzak bir hikaye anlattım bugün… Acı gerçeklerle dolu…

Çocuk Gerçeğinin” hikayesi idi bu…

O zaman, şimdi düşünmek gerek,

Niçin inansın ki bize, Nasıl kaygı duymasın ki çocuk geleceğinden?

***

Dünya’da çok sorun var, dilerim çözülsün ve yardımlar da hiç dinmesin… Hiç bir çocuk aç yatmasın…

Fakat gelin sezarın hakkını da sezara teslim edelim….

tüm olumsuzluklara rağmen yine de farklı bir yere koyalım Türkiye’yi…

Belki henüz AB kriterlerinden çok uzakta bir yerdeyiz ama…

Dünya üzerinde egemenliğimizi miniklere ithaf ettiğimiz ilk ve tek ülkeyiz biz!

en azından onlara armağan ettiğimiz bir bayramımız var bizim…

23 Nisan‘ımız var!

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

M. Kemal Atatürk’ün önderliğinde toplanan ilk meclisin aldığı kararla

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

olarak tarihe geçen bu özel gün, UNICEF‘ın 1979‘da aldığı bir kararla da uluslararası bir kimlik kazandı.

O gün bugündür Uluslararası Çocuk Günü olarak dünyanın çeşitli yerlerinde festivaller ile kutlanıyor.

*** *** ***

Evet Bugün 23 Nisan… Çocukların Bayramı…

Bu bayram tüm dünya çocuklarının,

işte tam da bu yüzden!

Elvanlar’da, Mohammad’lerde Nichelle’lerde Yaşamalı!

ve yaşatılmalı

diyorum

Çok şey mi istiyorum???

Emrah BAYILDIRAN

 

Dünya Çocukları için Bağışta Bulunabilirsiniz.

1-) Global Action Fund: Save the Children – (Online Bağış)

2-) Çocuklar için Birleşelim: UNICEF – (Online Bağış)

 

Kaynak:

01- ) Küçük bir azınlığın Zenginliği Çoğunluğun Yararına mı? – Zygmunt Bauman

02- ) Yıkıcı Bir Bedel – Save the Children

03- ) Ateş Altında Çocukluk – Save the Children

04- ) Türkiye’de Çocuk Yoksulluğu – Şebnem Avşar Kurnaz / T.C. Başbakanlık Sosyal Yard. & Dayanışma G.M.

05- ) Dünya Çocuklarının Durumu – Çocukluk Tehdit Altında / UNICEF, 2005

06- ) Çocukların Yaşam ve Her Tür Şiddetten Korunma Hakkına İlişkin Açıklama – UNICEF Türkiye, 12 Mart 2014

07- ) Türkiye Çocuk Hakları Sözleşmesini Ne Zaman Tanıdı? – T.C. Çalışma & Sosyal Güvenlik Bakanlığı / Resmi Gazete: 27.1.1995/22184

08- ) ILO verilerine göre Türkiye’de kaç çocuk işçi var? – Ihlas Haber Ajansı, TUİK açıklaması

09- ) 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı – TRT wikipedia

10-) Yenibinyılın Dünya Çocukları – Çocuk Vakfı

11- ) Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Hakkında – Turkish Coalition of America

12-) Messenger.Com

13-) Uluslararası Çocuk Günü – Toronto.Ca

14-) 23 Nisan Uluslararası Çocuk Festivali – Salon.Com

YORUMLAR

WORDPRESS: 2
  •  
    ahmet uçar 7 sene

    Faydalı yazı

  •  
    berkehan polat 7 sene

    Vicdansızlık be kardeşim

  • Facebook ile Yorum Yapın