Spread the love

Emelin ve Motton Nedir ki Yaşamda?

Hikayen nedir, sen kimsin diye soruyordu Semih Yalman onu dinleyen bir salon dolusu üniversite öğrencisine… Uçağa bindin ve ilk kez first class uçayım dedin, tesadüf bu ya…Yanına Warren Buffet oturdu, Adriana Lima Devam… »

Executive’in Muavini, Nazırıdır Yönetimin

BYS Öğrencileri ve Mezunları “Yönetici Asistanı” olarak anılmak ister! Kökleri Eski Yunan’a kadar uzanan ve günümüze kadar gelmeyi başarmış bir meslek, Sekreterlik… Eski Yunan’da devlet adamları işleri görülsün diye Yazmanlar ve Katipler Devam… »

Emaneten Mütercimlik mi? Nasıl Yani?

Saat sanırım 21.00 civarları… Denizin kenarındaki bir banka oturmuş, yörenin o meşhur ekmek arası lezzetiyle kendime mini bir ziyafet çekiyor, bir yandan da gelip geçen gemileri seyrediyorum… Ortam ise cıvıl cıvıl yani Devam… »

Prof. Dr. Ali Atıf Bir'den Sertifikamı Teslim Alırken...

Esasımız Medya, Niyetimiz Yönlendirmek

Zor bir tercih yapmam gerekti geçtiğimiz günlerde… 15-26 Temmuz 2013′de 4.sünün gerçekleştirileceğini öğrendiğim Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Reklam Yaz Kampına mı katılmalıydım? Yoksa aynı tarih aralığında Kaş-Kalkan bölgesinde tatile mi çıkmalıydım? Makul olan Devam… »

obama-el-sisi

El-Sisi’den Mursi’ye : Noktalandı Yönetimin!

Darbeler, Devrimler ve Demokrasilere Faturası 3 Temmuz 2013′te oldukça önemli bir haber geldi Mısır’dan… Göreve geldiği günden beri özellikle dini referanslı icraatları nedeni ile bir kesimi fazlasıyla tedirgin eden Muhammed Mursi’ye Ordu lideri Devam… »

penguen

Eh Medya Neden Yoktun?

Medya İlişkileri ve İletişimin Yönetimi: Cnn Türk’te penguenler! Ntv’de ???, Haber Türk’te ???…(*) Gaz bulutları, Taksim semalarında ayyuka çıkmışken, Tomalar vatandaşlarımızı bıcı bıcı ettirirken… Ana akım medyanın haber kanalları yemek ve kültür Devam… »

wwry-emny01

Efsane Müzikalde Nerede miydi Yerimiz?

Efsane Müzikalde Nerede miydi Yerimiz? Tarih 12 Mayıs 2013… Saat 20.00. Yurt dışında okuyan biraderimle Ülker Sports Arena, VIP giriş kapısındayız. Lacivert mavisi gökyüzünün altında ışıklandırmaları ile parıldayan oditoryumdan dışarıya tanıdık melodilerin Devam… »

klout-score-people

Elektronik Mecralardaki Notunuz Yeterli mi?

İhtiyaç ? İnsanoğlu enteresan bir varlık… Elbette ki onlarca özelliğimiz var bizi diğer yaratılanlardan farklı kılan ama şu ihtiyaç yaratma hastalığımız yok mu tabiri caizse ifrit ediyor adamı… Muhtemelen ilk çağlarda akıllının Devam… »

470-260-iu-reklamcilik

Etkileşimin Medya Nazarındaki Yansımaları

Reklamlar…. hayatımızın her köşesinde…. Elimizde de bir kumanda! başlıyoruz zaplamaya! ancak yine de tonlarcasına maruz kalıyoruz…. TV’yi kapatıyoruz ama bu seferde, bu yetmezmiş gibi radyo spotları başlıyor gümbür gümbür…. maillerimize göz gezdirirken gıdadan, televizyona, beyaz eşyadan, Devam… »

kia2

Ekonomisi Maya, Nedeni Yazıt!

21.12.2012, diğer günler gibi, sıradan bir gün olacak diyor vatandaşlarını uyarırken blog.usa.gov, Nasa’dan almış olduğu resmi bilgilere dayanarak… Türkiye’de ise en son Diyanet İşleri Başkanı Görmez “Kıyamet senaryolarının hurafe olduğunu” açıkladı. Tüm Devam… »

altin-dokum

Erzincan Madencilikte Nasıl Yükseldi?

Türkiye’de işsizlik sorunu hepimizin malumu… Hele ki, kırsal ’da yaşıyor iseniz… Bana göre, herhangi bir köyü ziyaret ettiğinizde eğer köylüler değil de orada kahvehaneler para kazanıyorsa bu işte bir sorun var demektir. Devam… »

derinlik-samet-33

Etkin Mütercimler Nitelikli ve Yaratıcıdır

Tarihler 3 Ekim 2012′yi gösterirken başkan Aziz Yıldırım’ın, Alex’in gıyabında yaptığı konuşma esnasında, Türk kamuoyuna armağan ettiği meşhur replik eminim ki halen hafızalarınızdadır. – Doğru Mu Samet??? polemik yaratmamak adına sadece bir Devam… »

cojaal470-260-2

El-Cezayir’in Multimilyar$’lık Namütenahi Yolculuğu

Geçtiğimiz akşam bir belgesel kanalında *El-Cezayir’i tanıtıyorlardı. Kültürü, Yemekleri, İklimi ve öne çıkan 3 büyük Şehri Oran, Constantine ve Annaba… Hemen maziye gittiğimi farkettim ve aynı zamanda heyecanladığımı hissettim. Bu ülkenin zor Devam… »

470-260linkedin

Elit ve Merkezi Network’unu Yarat 2

Günümüzde İnsan, her zamankinden daha fazla medya tarafından kuşatılmış durumda, her gün iş bulmak bir o denli daha da zorlaşıyor! Kimileri bunun tamamen farkında ve yetkinliklerini bir blog sitesi açarak milyonlara duyurabilme, Devam… »

470-260linkedin-zincir

Elit ve Merkezi Network’unu Yarat!

Zaman ne çabuk geçiyor! Yazımın konusunu adadığım bu ilk blog yazım İş Dünyasının Facebook’u olarak tabir edilen, kişisel ağ oluşturma platformu olan Linked’in hakkında… Linked-in’in ayarlar kısmına bir yolculuk yapıyorum… 3 aydır Devam… »

 

Emaneten Mütercimlik mi? Nasıl Yani?

Saat sanırım 21.00 civarları… Denizin kenarındaki bir banka oturmuş, yörenin o meşhur ekmek arası lezzetiyle kendime mini bir ziyafet çekiyor, bir yandan da gelip geçen gemileri seyrediyorum… Ortam ise cıvıl cıvıl yani bir hayli kalabalık… Mekanlardan gelen müzik sesleri sahile vuran dalgaların tınısıyla da birleşince de, varın keyfinize değmeyin gitsin… Üstelik yaz mevsiminde de değiliz, Nerede miyim? İzmir Kordon, hani şu 3.2 km’lik sahil şeridine sahip cennet’te… :)

Dünya Çevirmenler Gününü Kutladık:

Geçtiğimiz hafta, yani, 30 Eylül Pazartesi, Dünya Çevirmenler günüydü… Derneğimizin İzmir Şubesinin Resmi Açılış etkinliği vardı ve gelen davete icabet edip mesleğimizle ilgili son gelişmeleri öğrenmek son derece önemliydi benim için… Hemen iş programımı bu takvime göre düzenledim ve İzmir’in yolunu tuttum. Etkinliğin düzenleneceği Yaşar Üniversitesi Bornova kampüsünü bulmakta şehrin yabancısı olduğum için biraz zorlansam da, konferans başlamadan yerimi almayı başardım. Not tutmak için küçük bir defter, konuşmacıların en doğal hallerini çekmek için fotoğraf makinem elbette ki yanımdaydı…

Işıklar karartıldı ve sahneye çıkan ilk isim Yaşar Üniversitesinin değerli Rektörü Prof. Dr. Murat Barkan oldu. Sn. Barkan konuşmasında; İzmir’in Çevirmenlik mesleği için neden önemli olduğunu tarihten örnekler vererek açıklamaya çalıştı. Kentteki üniversitelerde bulunan mütercim-tercümanlık öğrencilerinin yoğunluğuna dikkat çekerek, böylesi bir meslek platformunun gençlere kazandıracağı yetkinliklerin önemine dikkat çekti. Ve Ekledi “Bu güzel organizasyona üniversitemiz olarak ev sahipliği yapıyor olmanın haklı gururunu yaşıyoruz”

Doç. Dr. Hülya Kaya, ÇD – İzmir YK Başkanı

Ardından mikrofonu devralan Çeviri Derneği Kurucu Üyesi Sn. Osman Kaya ise, muhtemelen insanlık tarihinin ilk mesleği olan çevirmenliğin, yüzyıllar boyunca toplumlar üzerindeki oynadığı aktif rolden bahsetti. Çevirmenler olmasaydı milletler arasındaki kültürel miras aktarımının neredeyse mümkün olamayacağına dikkat çeken Kaya, çevirmenliğin ülkemizde pek çok kesim tarafından uzun yıllar boyunca anlaşılamamış olmasından duyduğu derin üzüntüyü dinleyicileriyle paylaştı. Asıl önemli hususları konuşmasının ikinci yarısına sakladığını belirten Osman Bey, müsaade isteyerek sözü Çeviri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Hülya Kaya’ya bıraktı.

Doç Dr. Hülya Kaya’da 30 Eylül gibi anlamlı bir günde Çeviri Derneği İzmir Şubesinin resmen açılıyor olmasından duyduğu sevinci belirtti. Çevirmenleri ‘Indiana Jones” gibi gözüpek macera severlere ve araştırma tutkunlarına benzeten Kaya, bir arkeolog nasıl ki yeni şeyler keşfediyor ve öğreniyorsa, bir çevirmenin de gündemin gerisinde kalmamak üzere sürekli kendini yenilemek zorunda olduğunu hatırlattı. Sn. Başkan, ayrıca, kurulmuş olan bu yeni ittifak önderliğinde gerçekleştirilecek olan projeler sayesinde, sadece bölgesel değil ülke çapında da mesleki bilincin gelişimine katkılar sağlanacağının altını çizdi.


Gündem bir hayli yoğundu. Önce Doç. Dr. Neslihan Yetkiner 1-1 çevirinin çoğu zaman neden mümkün olamayacağına dair açıklamalarda bulundu. Ancak esaslı bir çevirmenin, kaynak dildeki bir ifadeyi, biraz zihinsel çaba ile neredeyse anlam kaybı olmadan, erek dile ne şekilde aktarabileceğinin tüyolarını vermeyi ihmal etmedi. Bunun için en güzel örnek ise Can Yücel’in Şeyist şiiri idi. “Şey” gibi

Doç. Dr. Neslihan Yetkiner

joker bir kelimenin dilimizde yarattığı muğlak anlamların nasıl da belirtikleştirilerek erek dile aktarıldığını gördüğümüzde salondan hayret verici nidaların yükseldiğine şahit olduk… Çevirmen Feyyaz Karacan Fergar başarmıştı. “Thingicist” olarak İngilizceye kazandırılan bu edebi eseri mutlak surette incelemenizi salık veririm :)

Doç. Dr. Nilgün Dungan “Edebi Çeviri Eleştirisi” konulu konuşmasında; çeviri eleştirmenliğinin baz aldığı kıstasları bize açıklamaya çalıştı. Benim için bilmediğim bir konuydu ama sanırsam şu şekilde basite indirgeyerek sizlere aktarmam yanlış olmayacaktır. Özetle, “herhangi bir eserin, herhangi bir çevirmen tarafından ne şekilde ve neden o biçimde çevrildiğinin incelenmesine dair çalışmalar bütünüdür” denilebilir. İnternetten de yaptığım araştırmaya binaen ifade edebilirim ki, söz konusu eleştirmen aynı eser için birden çok çeviriyi incelemekte ve bilimsel olarak görüşlerini sunmaktadır. – gerçekten ilginç bir alan :/

Dokuz Eylül Üniversitesi Almanca Öğretim Görevlisi Sn. Serpil Erfındık ise Akademik bir konuşma yapmak yerine hayatından kesitler vererek niçin bu mesleğe gönül vermiş olduğunu eğlenceli bir üslup ile anlatmaya çalıştı. Almanya doğumlu Çevirmen, Türkiye’ye geldiğinde yaşadığı dil sorunsalını mizahi bir üslupla değerlendirdi. Salondaki son sınıf mütercim-tercümanlık öğrencilerine seslenirken ise şu öğütlerde bulundu: ”Beni kimse anlamıyordu o yıllarda, ilk geldiğimde… Sanırım iki kültür arasındaki bu farklılıkları çözümleme isteği sayesinde çevirmen oluverdim. Eğer ki, siz de iyi bir çevirmen olmak insanlık geçmişini daha rahat anlayabilmek istiyorsanız Mitoloji okuyun, dimağlarınızı kuvvetlendirin :) – Sn. Serpil Erfındık’ın Antik Mitolojide Kim Kimdir? İsimli yayınlanmış bir çevirisinin olduğunu ve kuvvetle muhtemel mitolojiyi o yüzden önermiş olabileceğini de meraklısına hatırlatmış olalım.

Öğleden sonraki ilk konuşmacımız Sn. Sibel Arslan Yeşilay’dı. Tiyatro çevirisi ve Dramaturg’luk mesleğine değinen Yeşilay, tecrübeleriyle bu alana ilgi duyanlara ışık tutarken, Ege Üni. Mütercim-Tercümanlık bölümünden Arş. Görevlisi Sn. Selahattin Karagöz ise yepyeni bir alan olan Video-Oyun çevirmenliğinden bahsetti. Bu alanda henüz profesyonel bir hizmetin olmadığını, ve var olan boşluğun ise daha çok gönüllüler tarafından doldurulduğunu ifade etti.

Sibel A. Yeşilay, Serpil Erfındık, Osman Kaya, Hülya Kaya, Selahattin Karagöz


Türkiye’de Çevirmenlik ve Mesleğe dair Yapısal Sorunlar

Buradan, her şeyi anlatmak satırlara sığdırmak gerçekten çok zor… Ancak genel olarak toparlayacak olursak, tüm gün konuşulan ana unsur, diğer konular şöyle dursun.. Türkiye’de çevirmenlerin yaşadığı genel sıkıntılardı. Neredeyse her konuşmacı, konuşmasının bir yerinde bu konuya öyle ya da böyle değindi. Çeviribilim’de yaşanan mesleki problemler, kamuoyu nezdinde çeviriye ve çevirmene yeteri kadar verilmeyen değer, çevirmene ne gerek var bizim çocuk çevirir, tarzındaki sığ anlayışlar, örgüt nezdinde aşmak zorunda olduğumuz zorlukların başında geliyor!

Öyle ki, çevirmenlik ya da diğer adıyla mütercimlik mesleği, hala bir kesim tarafından, sanki emaneten yapılan kalıcılığı olmayan, her dil bilenin ben de çevirmenlik yaparım diye giriştiği geçici, basite indirgenen bir iş gibi algılanıyor. Her nedense, çevirmenliğin de ciddi mesai harcanması gereken bir iş kolu olduğu ve belirli standartlara sahip olması gerçeği gözden kaçırılmak isteniyor. Çevirmenlik Sn. Osman Kaya’nın da konuşmasının bir yerinde ifade ettiği üzere “altın bir bileziktir” elbette ama gerek bu mesleği icra etmeye karar verenlerin, gerekse çevirmen istihdam edenlerin bu mesleğin onurunu çiğnememeleri gerekiyor!

Çeviri Derneği, yukarıda saydığım tüm bu sıkıntıları çözmek ve mesleğe olan iade-i itibar’ı sağlamak üzere Çevirmenler, Çeviri İşletmeleri ve Akademisyenler tarafından, çok yapılı bir çatı oluşum olarak 1999 yılında kuruldu. Günümüzde ise, O günden beri yürüttüğü çalışmalar neticesinde, devlet nezdinde ve özel sektörde tanınan ve gerektiğinde görüşü sorulan bir kurum olmanın haklı gururunu yaşıyor.

Sosyal sorumluluk hizmetleriyle de adından söz ettiren Çeviri Derneği “Afette Rehber Çevirmenlik(ARÇ)” yapılanmasıyla da en son Van depremi kapsamında yürüttüğü çalışmalardan ötürü Sabancı Vakfının 4 yıldır düzenlediği Fark Yaratanlar Projesinin fark yaratanlarından biri seçilmişti. ARÇ, Cüneyt Özdemir’in sunduğu 5N1K programında tanıtılmış ve büyük beğeni toplamıştı.

Sn. Osman Kaya

Sn. Osman Kaya’nın konuşmasının ikinci bölümünde aktardığı üzere, fiilen yapılan ancak yasal olarak meslek yeterlilik kurumunda karşılığı ne yazık ki henüz olmayan bir meslek çevirmenlik… Geçtiğimiz yıl, değerli üyelerimizin katkılarıyla taslak bir meslek standardı oluşturulmuş ve mesleki yeterlilik kurumuna gönderilmişti. Bazılarımız buna üzülebilir belki ama, çevirmen olmak için de artık bir sertifikasyona ihtiyaç duyulacak. İlgili çalışmaların bitirilmesinin ardından sınav merkezlerinin oluşturulması gündemde… Ha bu süreç tamamlandığında bu sertifikaya sahip olmayan bireyler tercüme yapamayacaklar mı? Kendi görüşümü ifade etmem gerekirse, elbette ki o yönde bir sınırlama getirilemeyeceği yönünde… Zaten ülkemizde çeviribilim ve mütercim tercümanlık bölümlerinin mazisi en çok 30 sene öncesine dayanıyor ve bu mesleki boşluk, o dönemlerde büyük ölçüde, alaylı çevirmenler tarafından dolduruluyordu. Ancak zamanla, bölümlerden mezun olanların sayısı artınca sektör ihtiyacı olan nitelikli iş gücüne kavuştu. İlgili meslek standartlarının da oluşmasıyla, sertifika sahibi olanlar da ister istemez bundan böyle ilk etapta tercih edilen bireyler olacaktır.

Son olarak, Dünya Çeviri Gününden bahsedelim… Kimileri tarafından çevirmenler günü olarak da ifade edilen bu gün ilk kez FIT (Dünya Çevirmenler Federasyonu) tarafından, dünya tercümanlarının azizi kabul edilen İncil çevirmeni St. Jerome anısına ithaf edilmiş… Daha sonraları, FIT tarafından genişletilerek tüm dünya çevirmenlerine armağan edilmiş. FIT’in Türkiye Temsilciğini yürüten derneğimiz de Dünya Çeviri Gününü, her yıl çeşitli organizasyonlar ile kutlamakta ve yaptığı basın açıklamasıyla da Çevirmenlerin sesi olmaktadır.

Mini Tatil: İzmir Alsancak, Çeşme ve Alaçatı

İzmir’e gelip de tadını çıkarmadan gitmek olmazdı. Yazının en başında dediğim gibi o meşhur ekmek arası lezzeti yerinde tatmalıydım. İzmir denilince herkesin aklına gelen ilk lezzet elbette ki, kumruydu. Sordum soruşturdum Alsancak’ta meşhur sevinç pastanesinin yakınındaki Kumrucu Şevkiyi tavsiye ettiler. Tadını çıkara çıkara yemek istediğim için paket yaptırdım ve soluğu deniz kenarında aldım. Ancak, İzmirli arkadaşlar en iyi kumruyu yerinde yani Çeşme’de yersiniz demişlerdi, madem ki dedim buralara kadar geldim, havada yazdan kalma… Hele bir sabah olsun da Çeşmeyi’de bir görelim… Çeşme’nin atmosferini çok tutmasam da (muhtemelen cansızlığı Ekim ayında olmamızdı) Şehir Merkezine girerken Mega Ömer’de yediğim kumruyu top1 listesine koyuyorum. Aşağıdaki fotoğraf içerisine kolajladığım kumru resmi bizzat-i kendi çekimimdir :)

Hani Medya bas bas bağırıyordu ya Çeşme Alaçatı diye diye… Gideyim göreyim istedim :) İşte sokaklar döşenmiş arnavut taşlarıyla bir nevi Antalya Kaleiçi yahut Kaş Kalkan’ı andırıyordu. Öyle çok kalabalıktı diyemem! Ama anlatılanlara göre Temmuz-Ağustos’ta iğne atsan yere düşmüyormuş, yani İstiklal’den hallice… Bir eksiği var! Denizi yok! 🙂 Şaka değil, Alaçatı dedikleri yerde yani şehir merkezinde görülmeye değer tek şey yine aşağıdaki fotoğrafta göreceğiniz Rüzgar Değirmeni!!! Başka da bir numarası yok yani :) En yakın deniz 6 km ötede! Elbette ki, bu ironiye yenik düşmemek adına sezonu kapanmış bile olsa otostop çekerek windsurf yapılan marinaya da gittim. Windsurf okulları her yerdeydi ve eğitim faaliyetleri de halen sürüyordu, meraklısına duyurulur :)

30 Eylül gibi anlamlı bir günde hem İzmir’i ziyaret etme fırsatı yakaladım hem de derneğimizin düzenlediği etkinliğin bir parçası oldum. Ancak, kendimi tatil havasına çok kaptırıp da Çeşme’nin Dalyan Koyunda denize girmeyeydim iyiydi…Fena halde grip oldum :(

Kapanışı yaparken de, ne mi diyelim?

Mütercimlik Emanaten yapılamayacak kadar değerli bir meslektir. Buyrun birlik olalım ve Çeviri Derneği Çatısı altında sizinle de buluşalım… Mesleğimizin sahipsiz olmadığını cümle aleme gösterelim.

Sn. Osman Kaya’nın da dediği gibi International Translation Day, biz çevirmenlerin bayramıdır. Kutlu olsun efendim :)

Çeşme Dalyan Koyu

Kaynak:

1-) FIT – International Federation of Translators

2-) Çeviri Derneği – Translation & Interpreting Association

3-) Çeviribilim Edimbilim İlişkisi- Neslihan Yetkiner, Sayfa 95 ”Can Yücel’in Şeyist Şiiri Üzerine”

Esasımız Medya, Niyetimiz Yönlendirmek

Prof. Dr. Ali Atıf Bir'den Sertifikamı Teslim Alırken...

Zor bir tercih yapmam gerekti geçtiğimiz günlerde… 15-26 Temmuz 2013′de 4.sünün gerçekleştirileceğini öğrendiğim Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Reklam Yaz Kampına mı katılmalıydım? Yoksa aynı tarih aralığında Kaş-Kalkan bölgesinde tatile mi çıkmalıydım? Makul olan Deniz ve kum muydu yoksa Temmuz sıcağında bir amfiye kapanıp peşi sıra ders dinlemek mi?

Ben bu soruların cevabını kendimce vermeye çalışırken Atıf hocanın asistanı Yağmur hanımdan mesaj geldi:

– “Tebrikler, BAU 2013 Reklam Yaz Kampı Bursunu kazanmış bulunuyorsunuz. Pazartesi’den itibaren Beşiktaş kampüsümüze sizi bekliyoruz.

Nitekim Pazartesi sabahı elimde bir valiz vardı. Vardı ama, istikamet, Güneye değil Kuzeye doğruydu :) Derken iki haftamı geçireceğim BAU Beşiktaş kampüsüne teşrif ettim.

İlk Haftadan Kısa Kısa

1. gün

Reklamcılık Kampı-4, Yıldız Holding Kurumsal İletişim Müdürü, Zuhal Şeker Tucker’ın açılış konuşmasıyla başladı. Ankara Üniversitesi Siyasi Bilimler Mezunu olan Tucker, “Ne yapacağımdan emin değildim ama Ankara’da yaşamak istemediğimi biliyordum” diyerek söze girdi. Türkiye’de çeşitli sektörlerde deneyim kazanarak belirli bir statüye kavuştuğunu ama her zaman bir şeylerin kendisi için eksik kaldığından bahseden İletişimci, mevcut kariyerini ve birikimini riske ederek Londra’ya yerleştiğini anlattı. Hayallerini gerçekleştirebilmek adına Londra’da Reklam ve Pazarlama iletişimi üzerine bir programa kaydolan, parası bittiğinde kasiyerlik dahi yapan Tucker, yurda döndüğünde, pek çok kurumsal firmanın kendisine cazip tekliflerle geldiğini söyledi. Kendisini dinleyenlere, “hayatınız için cesur kararlar almaktan korkmayın” şeklinde seslenen deneyimli uzman, salondan büyük bir alkış aldı.

Aynı günün ikinci konuşmacısı Yıldız Holding Perakende Bşk. Mustafa Serdengeçti idi. Perakendecilik alanındaki deneyimlerini paylaşan Serdengeçti’nin beni en çok etkileyen sözleri “Tüketici davranışlarını artık çok iyi tahmin edebiliyoruz, çünkü nöro marketing’i kullanmayı yavaş yavaş öğreniyoruz” oldu. Yani, Müşteri kapıdan girdiği anda hangi market rafından alışveriş yapılacağını, hangi rafların yalnızca demonstrasyon olarak kullanılacağını bilebiliyoruz demek isteyen Serdengeçti, alışverişe çıkanların ne için daima hesapladıklarından daha fazla harcadığını bir anlamda itiraf etmiş bulundu 🙂 O an bilimden gerçekten korktuğumu hissettim, insanlar para harcasın diye yapılanlara bak kardeşim :)

Öğleden sonranın önemli konuklarından Coca Cola Kıdemli Marka Müdürü, Banu Karakullukçu ise çalıştığı kurumun kısa tarihçesinin yanı sıra nasıl love mark olmayı, yani tüketicinin kalbine nasıl seslenmeyi başardıklarını çarpıcı örneklerle anlattı. Mesela; şişman, beyaz sakallı, kırmızı kıyafet giyen, kırmızı şapkalı, noel baba figürünün aslında ısmarlama üzerine Coca Cola tarafından 1931 yılında Haddon Sundblum’a çizdirildiğini bilmem biliyor muydunuz? Pek bilinmeyen başka bir olay ise Coca Cola’nın uzaya çıkarılan ve astronotlar tarafından tüketilen ilk içecek oluşuymuş… Sene 1985!

2.3.4.5. Günler

İkinci gün ilk saat Ali Atıf Hocanındı. İletişim ve Reklam dünyasını eğlenceli bir üslupla değerlendiren Atıf Hoca, TV’de sergilediği performansın bir benzerini de Türkan Şoray amfisinde gerçekleştirdi. İnanın ekranda gördüğünüz gibi kıpır kıpır enerji dolu bir insan Atıf hoca… Ha, böyle söylüyorum diye kendisini kolay biri de sanmayın sakın, disiplinli ve otoriter özelliklerini de bizzat bize zaman zaman hissettirmedi değil hani :)

Hulusi Derici - M.A.R.K.A Ajansı, Başkan

Hulusi Derici – M.A.R.K.A Ajansı, Başkan

İkinci günün bombası M.A.R.K.A ajansının sahibi Hulusi Dericiydi. Küçüklükten bu yana kafamızın safsatalarla doldurulduğunu söyleyen Derici. Basit düşünmenin öneminden bahsetti.

Anlatamadım mı? O zaman şu örneği bi zahmet inceleyin ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız:

Kinetik, eksenel dönme halinde olan sert bileşimli kitle, küçük yeşil bitkileri bünyesinde tutmaz”

Kendi tabiriyle, uzmanlara yönelik bir anlatım rahatsızlığının en somut göstergesi olan, bu yukarıdaki ifade aslında şunu demek istiyor :)

“Yuvarlanan Taş Yosun Tutmaz”

Daha basit ama daha anlaşılır olduğu sizce de aşikar değil mi???

Günün önemli konuşmacılarından biri de kuşkusuz Yıldız Holding YK üyesi Ali Ülker’di. Ali Ülker daha en başından sempatik ve cana yakın tavırlarıyla dinleyicilerin kalbini kazanmayı bildi. O kadar mütavizi bir adamdı ki, tüm açık sözlülüğü ile daha geçenlerde bir iftar programına yetişmek üzere metrobüs kullandığından felan bahsetti. Evet ciddi ciddi sıraya da girmiş ve jeton almış! İnsan inanmakta zorlanıyor tabii :)

ALi Bey’e herkesin merak ettiği o soruyu, yani MetroSİKLET’in bir pazarlama hilesi mi yoksa gerçek bir buluş mu olduğunu sordum. Ve ilk ağızdan doğruluğunu da teyit etmiş oldum. Hiç bana çikolata ile de motosiklet mi çalışır demeyin… Çalışıyormuş, çalışmasına ama benzinden 5 kat daha masraflı oluyormuş. -eee o kadar da olcek!

Havas Reklam Ajansı CEO’su Erol Batislam, hayatının başarısızlıklarla dolu olduğundan söz etti. Rahat birisi olarak kendini nitelendiren Batislam, kendisinden mühendislik yahut doktorluk gibi programlar beklenirken Gazi Üni. İşletmeyi kazanmasını dahi bir mucize olarak gördüğünü anlattı. Nitekim, okulu bitiremeyen ve ayrılan Erol Batislam, bir süre boş gezdikten sonra yeniden sınavlara hazırlandığını söylerken ekledi – Bilin bakalım, ikinci kez girdiğim sınavda, korkumdan neresini yazdım? Gazi İşletme!!!

ODTÜ mezunu olan ve stabil bir kariyere sahip eşi sayesinde, biraz daha akıllanmak zorunda kaldığını itiraf eden Stratejist ve Marka Uzmanı; hayatının en komik senesini 1998-1999 döneminde yaşadığını anlattı. Bu dönemde Fransa’ya yerleşen çiftin ev işlerini bilim bakalım kim üstlenmek durumunda kalmış?

Doç. Dr. Kemal Suher, Bahçeşehir Üniversitesi

Doç. Dr. Kemal Suher, Bahçeşehir Üniversitesi

Üçüncü ve beşinci günlerin öne çıkan ismi bana göre BAU öğretim üyelerinden Prof. Dr. Kemal Suher’di. Stratejik Planlama ve Medya Satın Almaya yönelik dersler veren Suher. Öğrencilerin çok korktuğu analitik düşünce yeteneği gerektiren o karmaşık problemlerin aslında ne kadar kolaylıkla çözülebileceğinden bahsetti. Özellikle; OTS, GRP, Rating, Share ve Reach gibi konuları en yalın haliyle anlatan hocamıza, Medya Satın Alma dersimi kazasız belasız vermeye çalışırken neredeydiniz demek istedim. Öyle ya CC yi zoraki düşüren ben en azından BB getirebilirdim :(

BAU’da öğrencilere aktarılan program o kadar yoğundu ki, edindiğim izlenimleri sadeleştirmek ve satırlara aktarmak ciddi anlamda zor bir iş benim için… O yüzden teker teker her konuşmacıyı sayamasam da dünyanın en büyük Reklam Ajanslarından biri olan Publicis Group’a ait VİVAKİ Ajans’ın özel eğitim programından bahsetmeden ilk haftayı kapatamayacağım.

ermert-2

Özlem Ermert – Starcom MediaVest-Vivaki, İK Direktörü

Bizzat Vivaki Ajans ve Starcom Media West Group(SMG) çalışanlarının gelerek sunduğu seminerler dizisinde özetle; Medya Satın Alma şirketlerinin amacından ve yapısından bahsedildi. Bu alanda çalışan şirketlerin hangi departmanlara sahip olduğu ve kariyer basamaklarının nasıl oluşturulduğu anlatıldı. Brief Nasıl Alınır? Markalı İçerik (Branded Content) nedir? ROI* nedir? Offline içerik nedir? gibi sorulara eğitimlerle yanıt verilmeye çalışıldı.

VİVAKİ’ye ait içerik dizisinin sonunda X,Y ve Z kuşaklarına ait görüşlerini bizimle paylaşan SMG İK direktörü Özlem Ermert; ayrıca nitelikli bir özgeçmişin ne şekilde hazırlanması gerektiğine dair çeşitli ipuçlarından da bahsetti. Görüşmeye çağrılan adayların ne yapıp ne yapmaması gerektiğine dair değerlendirmelerde de bulunan Ermert, tarafımdan gelen bir soru üzerine de sektörde uygulanan giriş ve orta kademe ücretlerine dair bilgiler vermekten kaçınmadı.

Ve İkinci Hafta…

15 senelik bir gazetecilik geçmişine sahip olan Engin Gedik… Hayatımızı kolaylaştıran teknolojinin, dikkat edilmediği takdirde WOM** etkisiyle başınıza ne gibi problemleri açabileceğinden bahsetti. Konuşmasının büyük çoğunluğunu yaşanmış iletişim kazalarına ayıran Gedik’in verdiği örnekler arasında, Kanadalı bir müzisyenin 2008 senesinde yaptığı bir uçuş sırasında, gitarının kırılması yer aldı. Müşteri hizmetleriyle temasa geçerek zararının tazmin edilmesini talep eden müzisyen bu girişimlerinden bir sonuç alamayınca, arkadaşlarıyla protest bir şarkı besteleyerek bunu youtube’a koyuyor…”United Breaks Guitar (United Gitarlarınızı Kırar) isimli şarkısı bugüne değin 13 Milyondan fazla kez izlenince, amacına farklı bir yol izleyerek ulaşmış oluyor. Firmanın kaybettiği itibarı varın siz düşünün!

Engin Gedik - Turkcell Kurumsal İletişim Müdürü

Engin Gedik – Turkcell Kurumsal İletişim Müdürü

Peki Turkcell’de hiç iletişim kazası yaşanmamış mı? Dünyaca ünlü firmaların yaşadığı aksilikler bitince, çuvaldızı kendilerine de batıran Gedik… Çalışanlarından birinin dikkatsizliği sebebi ile 25 Eylül 2012′de yaşadıkları bir olaydan bahsederek olay sonrası gerekli dersleri nasıl çıkardıklarından bahsetti. Söz konusu tarihte Turkcell abonelerine talihsiz bir mesaj gönderiyor:

“Neşet Ertaş’ı anıyoruz. Neredesin Sen şarkısını Çalarken Dinlet yapmak 1 TL”

Sosyal Medya’da tepki çığ gibi büyüyünce, nedenini araştıran Turkcell, bir yanlışlık sonucu 10.000 kadar abonesine bu mesajı gönderdiğini fark ediyor. Kriz masasını derhal toplayan iletişim firmasının kamuoyu ile paylaştığı özür mesajı ise şöyle:

TURKCELL ?@Turkcell Bugün kaybettiğimiz halk ozanımız Neşet Ertaş ile ilgili ÇalarkenDinlet servisi tarafından gönderilen SMS için özür dileriz.

TURKCELL ?@Turkcell Bu hatanın hızla düzeltilmesi için çalışıyoruz. SMS’i cevaplayarak ÇalarkenDinlet’i kullananlardan hiçbir ücret alınmamaktadır.

İkinci haftanın önemli isimlerinden Leo Burnett Kreatif Direktörü Emrah AKAY’ın Reklam sektörüne adım atması ise hayli ilginç bir hikaye… Kara Harp Okulu çıkışlı Akay, mezuniyetinin sonrasında bir süre silahlı kuvvetlere subay olarak hizmet verse de içindeki sesi dinleyerek ordudan ayrılmaya karar veriyor. Dediğine göre hiçte kolay olarak geçmeyen bu sürecin ardından, şanslıydım ki reklam sektörünün duayenlerinden olan abim, Oğuzhan Akay, bana çok destek oldu diyor.

Emrah Akay - Leo Burnett, Kreatif Direktör

Emrah Akay – Leo Burnett, Kreatif Direktör

Meslekte geçirdiği 15 senenin ardından çalışan tipolojileri hakkında epey bir görüş sahibi olan AKAY’ın hiçbir yerde bulamayacağınız gözlemleri ise şöyle:

1-) Yetenekli-Çalışkan (Sektörün ihtiyaç duyduğu gerçek insan kaynağı, ne yazık ki sayıları oldukça az ve var olanlarda, kapanın elinde kalıyor. -SUPER)

2-) Yetenekli-Tembel (Kendilerine Yazık ediyorlar)

3-) Yeteneksiz-Tembel (Olsa da olur, Olmasa da)

4-) Yetenekli-Çalışkan (En Tehlikeli kesim, hatta bazı ülkelerin başına da tarihte bolca geçen tiplerdir bunlar, siz ne olduğunu anlamadan sizi ele geçirebilirler, aman dikkat!!!)

Atölye Çalışması ve Sertifika Töreni

30′dan fazla konuşmacının iştirakiyle bir hayli eğlenceli ve bilgilendirici geçen Reklam Yaz Kampının son iki günü ise Atölye çalışmalarına ayrılmıştı. 50 kadar öğrenci danışmanlar gözetiminde gruplara bölündü. Verilen brief doğrultusunda, bir kadın güzellik firmasına ait sir ağda ürünlerinin pazar payını arttırmak üzere 360° reklam kampanyası hazırlanması katılımcılara tebliğ edildi.

Şanslıydım ki çok iyi bir gruba düştüm. Kampanya sunuculuğunu üstlenen Oğuzhan, geçtiğimiz günlerde Ülker firmasının açtığı bir reklam yarışmasında grubuyla dereceye girmiş bir isimdi. Power Point sunularını elindeki formatlara göre hazırlayan Aziz, Ajans tecrübesine sahip bir arkadaşımızdı. Göksenin ise BAU’da hem okuyup hem çalıştığı için, adeta, lojistik konusunda ihtiyacımız olan her kontağa ulaşabileceğimiz bir anahtardı. Geriye kalan üç isim, Ben, Görkem ve Elif ise kampanyanın araştırma-geliştirme fonksiyonları hususunda arkadaşlarımıza destek olduk. Örneğin, bir radyo spotu hazırlamamız gerekiyordu ve bunun seslendirmesini ben üstlenirken, alt fon müziğini ise Görkem besteledi. Elif’de çektiğimiz bir reklam filminin kameramanlığını üstlendi :)

toplu-2

Bahçeşehir Üniversitesi Reklam Yaz Kampı 4, Sertifika Töreni, 26.07.2013

Dedim ya şanslı bir gruba denk geldim, jüri üyelerimize kampanya fikrini beğendirmeyi başararak, birinciliği başka bir grupla paylaştık… Tesadüfe bakın ki, şampiyonluğu paylaştığımız arkadaşlarımız da, kampanya danışmanlığımızı üstlenen Şafak Şahin’in grubuydu :) Hayır hayır, herhangi bir katakulli, ya da hocamızın grubuna iltimas geçilme durumu yok, oylamalar tamamen bağımsız bir kurul tarafından gerçekleştirildi. Demek ki, hocamız bizleri iyi hazırlamış. Gracias Şafak hoca :)))

Sertifikalar BAU çatısında boğaza karşı hafif atıştırmalıklar eşliğinde teslim edilirken, Ali Atıf Bir, birinci olanları köşedeki cafeye götüreceğini açıkladı. Bu arada Ali Atıf hocanın bir şeyler ısmarlarım deyipte ısmarlamadığı bir ödül mezarlığı varmış, bunu öğrendik boğazın kıyısındaki cafede sohbetimize devam ederken… Bizlere yaklaşık yarım saatini ayırıp daha sonra grup üyeleriyle bizi baş başa bırakan Atıf hoca’dan yaz kampı fikrinin nasıl doğduğunu öğrendik… Seneye kamp içeriğini tamamen değiştirmeyi ve dijitale daha fazla ağırlık vererek farklı bir format uygulayacaklarını kaydeden Atıf hoca, bir anlamda geleneksel içeriğe haiz son mezunların bizler olduğunu söyledi.

Sözlerimi bağlarken unutulmaz bir iki hafta geçirdiğimi, kafamdaki teorik bilgilerin büyük bir kısmına cevapları nihayet bulduğumu söylemek isterim. Ali Atıf Bir’in Reklam Vakfı bünyesinde başlatıp günümüzde BAU çatısı altında devam ettirdiği programdan mezun olan pek çok kişinin bugün sayılı ajanslarda staj ve çalışma şansı kazandığını da ayrıca belirtmem gerekiyor.

Eğer ki reklam ve iletişim dünyası ilginizi çekiyor ve yönlendirilenlerden değil de, yönlendirenlerden biri olmak istiyorsanız, eğitiminiz hangi disiplinden olursa olsun her sene Temmuz ayı ortalarına doğru düzenlenen bu yararlı programı kesinlikle kaçırmayın derim.

Son Söz:

Ali Atıf ve Haluk Gürgen hocamızın dediği gibi:

“Muhtemelen iki haftada, reklamcı yahut bir iletişimci olamaz ama pekala sektöre dair farkındalığınızı arttırabilirsiniz”

**WOM: word of mouth : bir olayın kulaktan kulağa yayılıp duyulması durumu

* ROI: return of investment : yapılan yatırımın geri dönüşü

Facebook ile Yorum Yapın
Follow @emrahbayildiran